Senin Yetimliğin...

Hâlâ senin yetimliğin düşer payıma
Hâlâ senin öksüzlüğün gelip oturur
En onmaz bir yanıma.

Sensiz üşüdüm dehlizlerinde zamanın
Gülen yüzlerin ruhları mahkum
Sen heybetini dağlara bıraktın
Sıcaklığını çöllere
Gidişini sakladın bir hurma çekirdeğinde
Vuslatları alıp gittin bir başına
Sarı takvimleri bana bıraktın
Firakları devşirdim zamanın aynalarında
Kum saatlerine bakarak bekledim gelişini
Heyhâtlara gömüldüm
Hangi gecenin sabahında bulurum ben seni
Günde beş defa iyi-kötü savaşı çıkartır kelimelerim
On dört asırlık uzaklıktan geliyorum kapına
Suskunluğum, susuzluğum bu yüzden
Bu yüzden sensizliğinde gurbetlerin dili lâl şairiyim.

Senden sonra aşkın gözünü kör etti insanlık
Bizlere âmâlık miras kaldı cedlerimizden
Kör bir yılan Sevr’de bin yıldan beri yolunu bekler
Benim de beklediğim bu duraktan
Yolun geçer mi senin
Gülüşün kadar sıcak gül kokuna hasret çekerim
Senden sonra güllerini kana buladılar
Gönlümün gözyaşları çoğaldı mısralarda
Yetim kalmak ve öksüz olmak
Manasını yitirdi zamanla
Oysa bütün yetimlikler, bütün öksüzlükler
Firakının tam manasıydı
Gidişine alışamayanların dilinde
Hendek’te karnına bağladığın taşlar
Seni anmadan her nefes alıp vermemde
Gelip boğazıma düğümlenir şimdi
Senin için canından geçenler de kimdi
Üç bin meleği etrafında pervane yapan
Yoksa Allah’ın yerdeki kudret eli miydi!

Bedir’den payıma hâlâ bir “keşke” düşer
Senin için hâlâ canından geçenler aklıma düşer
Senin için tahtına küsenler, yardan geçenler
Senin için korkmadan atını denize sürenler var
Hâlâ gelmeni bekleyenlerin sabrı umman kadar
Karen’de Üveys’in yalın ayaklarından
Senin yolunu bulmak için iz sürenler delikanlılar
Çağların ötesinden, taşların dilinden
İzleri kaybolan yedilerin şehrinden
Binler selam yollamakta sana Sevgili.

Hira’da kurşunî bir ses akar sayfalara
Hira’da sakladığın o sır
Güneşten daha aşikardı oysa
Sana benzemek için
Birbiriyle yarıştı bütün gülleri dünyanın
Kameri bir işaretiyle ikiye böldü Ahmed’î nazar
Gül bahçesinin sultanı ey gül-i yar
Sendendir her çiçeğin adı gül konulmadı
Efendisinden kaçan köleler çoğaldı
Koyunu kurda kaptırdı çobanlar
Yorgun zamanlara hapsedildi hasretlerimiz
Bir tek sana olan sevdamıza gem vurulamadı
Bir tek sen olunca manalar yüklenir firaka!

Hâlâ senin yetimliğin düşer payıma
Hâlâ senin öksüzlüğün gelip oturur
En onmaz bir yanıma
Tahammülü yok dedim bu firakın
On dört asırlık uzaklıktan kaçıp geldim kapına
Sevdalar zaman mekan tanımaz
Ve ey zaman mekan aşmış Sevgili’m
Ben senin gelişinin dilencisiyim

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !